Dövüş sporları tasarım ve baskı

tarafından gönderildi. John 27/07/2017 0 Yorum

Dövüş sporları El broşürü tasarım ve baskı, Dövüş sporları el ilanı tasarım baskı, Dövüş sporları katalog tasarım ve baskı, Dövüş sporları broşür tasarım ve baskı, Dövüş sporları kartvizit tasarım ve baskı, Dövüş sporları antetli tasarım ve baskı, Dövüş sporları fiyat listesi tasarım ve baskı, Dövüş sporları karton çanta, Dövüş sporları kapı askısı tasarım ve baskı, Dövüş sporları sipariş formu tasarım ve baskı, Dövüş sporları giriş formu tasarım ve baskı, Dövüş sporları form tasarım ve baskı, Dövüş sporları t-shirt tasarım ve baskı, Dövüş sporları promosyon ürünler tasarım ve baskı

SİPARİŞ VERMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Dövüş sanatlarının katılımcılar üzerindeki psikososyal etkileri göz önüne alındığında, bu etkilerin olumlu veya olumsuzluğu hakkında bir karmaşa yaşanmaktadır. Genel olarak ileri sürülen iki zıt iddiadan söz edilebilir. Öncelikle, dövüş sanatlarıyla ilgilenen insanların olumlu psikososyal değişimler ve ahlaki gelişim gösterdiklerini savunan birçok araştırmacı vardır. Dövüş sanatlarının özde bu amaca odaklandığı bilinmektedir. Bu faydaların araştırmacılar tarafından belirtilmiş olmasına ve dövüş sanatlarının felsefesinin özünde olumlu gelişimler işaret edilmesine rağmen, bu sanatların vahşet ve saldırganlık içerdiğini düşünen insan sayısı da oldukça fazladır. Dövüş sanatlarının popüler filmlerde ve televizyon gösterilerinde ortaya konuluş biçimi, bu sanatlara karşı gelişen olumsuz düşüncenin yaygınlaşmasının temel nedenlerindendir. Diğer taraftan dövüş sanatları yarışmalarının para ödüllü olması ve sınır tanımaması sayesinde ilgi çekmesi, bu sanatlar hakkında tek taraflı ve önyargıya dayanan genel bir kanı oluşmasına ve insanların bu sporlarla ilgili kanuni düzenlemeler yapılması gerekliliğine inanmasına neden olmaktadır. Dövüş sanatlarındaki tarihsel değişim ve gelişime bakıldığında iki görüşü de destekleyen bilgilere ulaşılmaktadır. Savaş zamanları düşünüldüğünde, dövüş sanatlarının amacı rakibin öldürülmesi veya etkisiz hale getirilmesine dayanırken, barış zamanlarında amaç daha yaygın olarak bireysel gelişim ve disiplin kazanma olmuştur. Eğer dövüş sanatları daha iyi bir insan olma, bireysel ve toplumsal şiddeti azaltmaya yönelik ise, ileri sürülen bu iddialardan hangisinin doğru olduğunu ortaya koymak gerekmektedir. Dövüş sanatlarının olumlu ve olumsuz yönleri hakkında birçok görüş olsa da bilimsel araştırmaların bu iddiaları destekleyip desteklemediğini belirleyebilmek önemlidir. Bu araştırma şu sorulara cevap bulmaya çalışmıştır: 2 . Türkiye Kick Boks Federasyonu Spor Bilimleri Dergisi, Volume:1, Sayı:1, Temmuz, 2008 a) Dövüş sanatlarına katılımla kazanılan psikososyal değişimler, diğer aktivitelere katılımla kazanılanlardan farklı mıdır? b) Dövüş sanatları antrenmanlarının hangi özel yönleri psikososyal değişimlere neden olmaktadır? c) Dövüş sanatları deneyimleri eğer yararlıysa bu, psikolojik tedavide de kullanılabilir mi? Dövüş Sanatları Bizim İçin Faydalı mıdır? Dövüş sanatlarıyla uğraşmanın hem kısa süreli (akut) hem de uzun süreli (kronik) psikososyal değişimlere yol açtığı bilinmektedir. Kısa süreli etkilerle ilgili oldukça az araştırmaya rastlanmıştır. Bir çalışmada, yavaş tempolu koşu (jogging) ya da ağırlık kaldırma seansından hemen sonra, gerginlik, sinirlilik, depresyon ve düşmanlık duygularında azalma olduğu görülmüştür. Fakat bir karate seansı sonunda bu değişkenler için yapılan ölçümlerin hiçbirinde değişim olmamıştır. Çalışmadaki karate öğrencilerinin yaptığı egzersiz şiddetinin diğer grupların yaptığı egzersizin şiddetine göre daha az olduğu belirtilmiştir (McGowan ve ark., 1991). Diğer taraftan, stresli bir olaya maruz kaldıktan hemen sonra yapılan bir seanslık taijiquan stresi azaltmaya yardımcı olmuştur (Jin, 1989; 1992). Ulaşılabilen iki kaynağın birbirleriyle çelişen sonuçlarına göre, dövüş sanatlarının kısa süreli etkileri hakkında herhangi bir yargıda bulunmak mümkün değildir. Dolayısıyla bu konuda çok daha fazla sayıda araştırma yapılması gerekmektedir. Kısa süreli etkilerle ilgili araştırmaların azlığına karşın, dövüş sanatlarının uzun süreli etkileri hakkında oldukça fazla sayıda araştırma yapılmıştır. Bu çalışmaların bulguları, dövüş sanatlarında yer alan katılımcılarda olumlu psikososyal değişimler meydana geldiğini ileri sürmektedir. Bu konuda yapılan birçok araştırma kesitsel olup sporcuların kuşaklarına ya da spor yapma sürelerini göz önünde bulundurmuştur. Bu çalışmalarda, Japon güreşi (Nosanchuk ve MacNeil, 1989; Daniels ve Thornton, 1990; 1992), karate (Kroll ve Carlson, 1967; Reiter, 1975; Duthie ve ark., 1978; Nosanchuk, 1981; Konzak ve Bourdeau, 1984; Richman ve Rehberg, 1986; Layton, 1988, 1990; Nosanchuk ve MacNeil, 1989; Daniels ve Thornton, 1990; 1992; Foster, 1997; Guthrie, 1995; 1997), tae kwon do (Duthie ve ark., 1978; Rothpearl, 1980; Nosanchuk, 1981; Nosanchuk ve MacNeil, 1989; Skelton ve ark., 1991; Kurian ve ark., 1993; 1994) öğrencilerini araştırmak için çeşitli metodolojiler kullanılmıştır. Genel olarak, kuşak 3 . Türkiye Kick Boks Federasyonu Spor Bilimleri Dergisi, Volume:1, Sayı:1, Temmuz, 2008 seviyesi veya dövüş sanatını yapma süresi arttıkça, endişe (Reiter, 1975; Layton, 1990; Kurian ve ark., 1993), saldırganlık, düşmanlık (Rothpearl, 1980; Nosanchuk, 1981; Nosanchuk ve MacNeil, 1989; Skelton ve ark., 1991; Daniels ve Thornton, 1990; 1992) ve nevroz (Layton, 1988) duyguları azalırken, kendine güven (Duthie ve ark., 1978; Konzak ve Bourdeau, 1984), bağımsızlık, kendine inanma (Konzak ve Bourdeau, 1984; Kurian ve ark., 1994) ve özsaygı (Richman ve Rehberg, 1986) artmaktadır. Bu sonuçlar, dövüş sanatlarıyla uğraşanları cesaretlendirse de, kesitsel sonuçların zaman içinde yıpranmayı kontrol edemediğini unutmamak gerekir. Olumlu sonuçların, üst kuşak ve daha deneyimli gruplarda, yeni başlayan ve etkinliği yarım bırakan gruplara nazaran daha fazla olduğu ileri sürülse de Nosanchuk ve MacNeil (1989), yaptıkları çalışmada karate, taek-wondo ve Japon güreşine devam etmekte olan ve daha önceki yıllarda bu sporları yapıp bırakmış öğrencileri saldırganlık açısından karşılaştırmıştır. Öğrencilerin saldırganlık ve kuşak seviyesi arasında ters bir ilişki olduğunu belirlerken, her iki öğrenci grubunda saldırganlık açısından herhangi bir farkın oluşmamasını geleneksel yani yapılan sporun özüne uygun, diğer bir deyişle sporu güncelleştirilerek özünü bozmadan yapılan çalışmalara bağlamış, saldırganlığın azalmasında yıpranmanın değil antrenmanın önemli olduğunu göstermektedir. Hapkido (Spear, 1989), judo (Pyecha, 1970), jujitsu (Daniels ve Thornton, 1992), karate (Daniels ve Thornton, 1992; Foster, 1997), taekwando (Finkenberg, 1990) ve taijiquan (Brown ve ark., 1995) öğrencilerine uygulanan uzun süreli çalışmaların çoğu, yukarıda verilen kesitsel çalışma bulgularını desteklemektedir. Dövüş sanatları egzersizleri düşmanlık (Daniels ve Thornton, 1992), öfke (Brown ve ark., 1995) ve saldırganlık duygularında azalmaya neden olmaktadır (Madden, 1990; 1995). Aynı zamanda bu egzersizlere katılım daha rahat ve sempatik bireyler olmayı sağlar (Pyecha, 1970); özgüven (Spear, 1989) ve özsaygıyı (Finkenberg, 1990; Brown ve ark., 1995) arttırır, kendini kontrol becerisini geliştirir (Brown ve ark., 1995). Farklı dövüş sanatlarının etkilerinin farklı olduğundan söz edilmektedir. Foster’ın (1997) bir çalışmasında, aikido öğrencilerinde herhangi bir gelişme görülmezken, karate öğrencilerinin kişisel gerginlik puanlarında anlamlı azalma kaydedilmiştir. Yani, bazı dövüş sanatları diğerlerine göre daha çabuk değişikliklere neden olmaktadır. Bazı çalışmalar dövüş sanatlarının herhangi bir psikososyal etkisinin olmadığını belirtmektedir. Kesitsel bir çalışmada Kroll ve Carlson (1967), karate çalışmalarının 4 . Türkiye Kick Boks Federasyonu Spor Bilimleri Dergisi, Volume:1, Sayı:1, Temmuz, 2008 devam ettirilme süresi ile kişilik özellikleri arasında bir ilişki bulamamıştır. Ancak, daha sonraları yapılan çoğu kesitsel çalışma hep olumlu sonuçlar ortaya koymuştur. 

Alıntıdır: DÖVÜŞ SANATLARININ PSİKOSOSYAL FAYDALARI: MİT Mİ GERÇEK Mİ?   / Dr. Ali Tekin  

Yorum Yapmak İstermisin?