Müzik Sektörü Tasarım ve Baskı

tarafından gönderildi. John 27/07/2017 0 Yorum

Müzik Sektörü El broşürü tasarım ve baskı, Müzik Sektörü el ilanı tasarım baskı, Müzik Sektörü katalog tasarım ve baskı, Müzik Sektörü broşür tasarım ve baskı, Müzik Sektörü kartvizit tasarım ve baskı, Müzik Sektörü antetli tasarım ve baskı, Müzik Sektörü fiyat listesi tasarım ve baskı, Müzik Sektörü karton çanta, Müzik Sektörü kapı askısı tasarım ve baskı, Müzik Sektörü sipariş formu tasarım ve baskı, Müzik Sektörü giriş formu tasarım ve baskı, Müzik Sektörü form tasarım ve baskı, Müzik Sektörü t-shirt tasarım ve baskı, Müzik Sektörü promosyon ürünler tasarım ve baskı

SİPARİŞ VERMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Bu araştırmada, müzik kavramının ve Türkiye’de dinlenen bazı müzik türlerinin tanımına ve ortaya çıktıkları dönemden itibaren günümüze kadar olan gelişimine kısaca yer verilmiştir. Araştırma konusu itibariyle incelenecek müzik türleri arabesk müzik, blues/caz müzik, hiphop/rap müziği, klasik müzik, pop müziği, rock/metal müziği, tasavvuf müziği ve Türk Halk Müziği ve Türk Sanat Müziği’ dir. Araştırma taşıdığı amaç ve bu amaca uygun olarak kullanılan yöntem bakımından betimsel bir çalışmadır. Yapılan bu çalışma, birçok müzik türünün açıklanması ve bu konuda çalışma yapacak araştırmacılara kaynak oluşturması bakımından önem taşımaktadır. 

Müzik, yaşamın en eski kavramlarından biridir. Yüzyıllar içinde o günkü zamana, o zamanın insanlarına, o insanların oluşturduğu toplumlara göre kendini çoğaltarak, yenileyerek ve geliştirerek evrimleşmiş olan müzik, günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Müzik oluştuğu ilk çağlardan bu yana; insanlar ve toplumlar için kendini ifade etme, tanımlama, anlatma ve birbirleri ile uzlaşma yolu olarak kullanılmıştır. Duygu ve düşüncelerin dizini olan müzik, sahip olduğu ifade gücüyle adeta eşsizdir. Bugün karmaşık bir sanat dalı olarak uzun yılların eğitimini emeğini gerektiren müzik sanatı, diğer sanat dalları arasında en ilkel ve en temel güdülerden kaynaklanmış olanıdır. İlk insanın doğa seslerini yansıtması, kendi sesini, rüzgârın, denizin, kuşun sesine benzetmesi, ezginin doğuşundaki ilk adımlar olmuştur. İlk olarak doğayı yansıtmak için sesini yükselten insanoğlu, daha sonra yalnızlığını unutmak, doğa güçlerine tapınmak için mırıldanmaya başlamış, korkusunu yenmek için çığlıklar atmış ve ruhsal değişimine göre kimi neşeli kimi hüzünlü ezgiler yaratmıştır…İnsanoğlu kendi sesini kullanabilmeyi, nesneleri birbirine vurup ses yaratabilmeyi ve bir hayvan kemiğine üfleyip sesini gürleştirmeyi başardığında müzik de kendi yabansı tarihini yazmaya başlamıştır (Erol, 2001: 93-94). Sözel dille karşılaştırıldığında, müzikal dilin en önemli karakteristik özelliklerinden biri, tercüme edilemezliğidir. Notalar, sesler sözcük değillerdir; bu yüzden ne başka bir dile ne de başka müzikal bir dile tercüme edilebilirler (Fubini, 2003: 54). Müzik, herkesin anlayabildiği ve anlayabileceği eşsiz bir dildir. “Duygu, düşünce, tasarım ve izlenimleri, belli bir amaç ve yöntemle, belirli bir güzellik anlayışına göre birleştirilmiş seslerle işleyip anlatan estetik bir bütündür”(Uçan,1997:10). Müzik bir toplumun sosyal yaşantısından siyasi yapısına, dini inançlarından o toplumun genel veya yöresel geleneklerine göre şekil almaktadır. Belirli bir bölgeye veya yöreye ait sözlü veya sözsüz parçalar; o bölgenin veya yörenin ve hatta daha geniş açıdan bakıldığında o toplumun özelliklerini, düşünce tarzlarını, geleneklerini ve değerlerini ayna gibi yansıtmaktadır. Müzik yoluyla, toplumdaki insanlar en basit duygularından en derin ve yoğun duygularına kadar kendini müzik ile ifade edebilmekte; eski zamanlardan günümüze kulaktan kulağa, günümüz teknolojisi yardımıyla kayıtlar sayesinde bir nesilden diğerine aktarılabilmektedir. İnsanoğlu müziği çok eski çağlardan günümüze kadar eğlence, dinlenme, eğitim, askeri, terapi, dinsel, rehabilitasyon, pazarlama, sağlık vb. alanlarda bir araç olarak kullanmıştır. Bu ve benzeri alanlarda müzik, kullanımı gün geçtikçe yaygınlaşmış ve alternatifi olmayan etkili bir araç haline gelmiştir. Müzik, duygusal etki, kan dolaşımı ve kas faaliyetleri gibi belirli fizyolojik cevaplar oluşturmaktadır. Örneğin, savaş danslarında ve Osmanlı savaş geleneğinin tipik bir öğesi olan mehter marşında kullanılan müziksel ritimler fiziksel enerjiyi arttırmaktadır. Savaşta askerlerin psikolojik olarak şiddete hazırlanması amacını taşıyan tamtamların çalınması, dini ritüellerin ifa edilmesi esnasında yaşanan trans halinin sağlanması için bir ya da birden çok müzik enstrümanın ve sesin kullanılması müziğin milli ve dini duyguları harekete geçirdiğinin önemli göstergeleri olmaktadır(Cengiz, 2011: 373). Tarihin en eski devirlerinden beri müzik; şifa bulmak, acıları ve hastalıkların seyrini azaltmak veya tedavi etmek amaçları doğrultusunda kullanılmıştır. Kişiden kişiye değişebilmekle birlikte, insan vücudu üzerinde tıbbi olarak kabul görmüş müziğin etkileri, günümüz teknolojisi tarafından neredeyse ölçülebilmektedir. Hayatımızın her alanında her yerde farkında olarak veya olmayarak dinlenilen müzik, yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Stokes (1998: 18) bu durumu, “Müzik her yerdedir; şehirlerde, kahvelerde, gece kulüplerinde, hamamlarda, genelevlerde, dükkanlarda, otobüslerde, taksilerde ve dolmuşlarda. Neredeyse mekanın atmosferini oluşturan, günlük hayatın ritmine renk katan bir parçasıdır.” olarak açıklamaktadır. Müziğin insan hayatındaki önemine dair bir başka açıklama ise şu şekildedir: “Ana kucağında ya da beşikte, evde, sokakta, işyerinde, okulda, eğlenme ve dinlenme yerlerinde, radyo ve televizyonda, tören ve toplantılarda müzikle iç içe oluruz”

Alıntıdır: MÜZİK KAVRAMI VE TÜRKİYE’DE DİNLENEN BAZI MÜZİK TÜRLERİ Çiğdem Eda ANGI

Yorum Yapmak İstermisin?